GERÇEK KENDİLİĞİM İLE SEV BENİ

GERÇEK KENDİLİĞİM İLE SEV BENİ

Daha bebek doğmadan önce anne babanın kafasında ona ait bir tasarım vardır. Saçı, gözü nasıl olacak, kime benzeyecek, neleri sevecek bir çok hayal kurulur. Bu düşünceler çocuğun kimlik edinme inşasında önemli zemini oluşturacaktır. Bu süreçte sadece anne baba değil başka faktörlerde çocuğun kimliğini şekillendirir.
Doğum ve sonrasını belirleyen en önemli kavramlar çocuğun kendi mizaç özellikleri genetiği ve çevresidir.
Her çocuk içine doğduğu aileden olumlu yada olumsuz etkilenir. Bazen çocuk içine doğduğu ailede var olduğunu, sevildiği ve koşulsuz şartsız kabul edildiğini hisseder. Yani çocuk, anne babanın kafasındaki, tasarımlarında çocuk olmak zorunda değildir. Onun da ayrı bir kişiliği olduğu, kimseyi mutlu etmesine gerek olmadığı, olduğu gibi sevilebileceği çocuğa gösterilir. Bu çocuğun gerçek kendiliğinin kabuludür. Anne babasından ayrı hatta onlara aykırı özellikleri fark edilir ve özgün olmasına izin verilir. Örneğin ; “Matematikten 100 almalısın, bu problemi nasıl çözemezsin.” denmez çocuğa. Ya da ” böyle gülme, böyle ağlama, buna da kızılır mı?” da denmez. Bu çocuğun her davranışını kabul etmek de değildir. Kendine, çevreye zarar verdiğinde her çocuk için sınır koymak gereklidir. Burada önemli olan; onun varlığına, özelliklerine, biricikliğine saygı duyup tercihlerini kabul etmektir. Anne baba, kendi malı , mülkü, uzantısı gibi gördüğü çocuğun kendisi olmasına fırsat vermeyecektir.
Bazen anne babalar kendi hayatlarını, hayallerini çocukları ile devam ettirmek isterler. Burda çocuğun gerçek kendiliği ve orjinalliği kaybolmaya başlar. Anne babayı memnun etmek için uğraşan ve kendi isteklerini öteleyen önemsemeyen bir kimlik gelişimi oluşabilir.
Burada da yine çocuğun kendi mizacı ve çevrenin onu nasıl şekillendirdiği önemlidir. Bazı çocuklar doğuştan getirdikleri mizaç gereği daha girişken, daha kararlı daha dirençli yapılı olabilir. Anne baba onun kimliğini ne kadar yok saysa da o hep direnecektir. Var olmak fark edilmek için uğraşacaktır. Ama bazen de çocuk mizaç olarak daha içe dönük daha sakin daha uyumlanmacı olabilir. Böyle durumlarda anne babanın ve çevresindekilerin müdahalesi, yönlendirmesi, kendi olmasına fırsat vermedikleri her türlü davranışları çocuğu daha fazla etkiler. Çocuk anne babayı mutlu etmek için kendinden vazgeçmeyi seçer. Bu bir kez, iki kez yaşanan bir durum değildir. Defalarca tekrarlanan davranış kalıpları ve sözler zamanla içselleşir. Yoksa anne babanın bir kez yaptığı davranış travmatik bir yaşantı değilse hemen iz bırakmaz. Çocukta iz bırakan tekrarlayan, çocuğu zorlayan ve kimliğini reddetmeye yönelik davranışlardır. Her çocuk neticede sevilmek ve değer görmek ister. Gerçek kimliği değer görmezse kendisine sahte bir kimlik edinecektir. Artık hayalleri ailesinin hayali, sevdiği değer verdiği çok şey kendine ait olmayan şeyler olacaktır. Zamanla çocuk kendi hayatından ve isteklerinden vazgeçecektir. Önemli olan kendin olmak değil ebeveynini mutlu etmektir. Bu durum özelliğe, biricikliğe ve olduğun gibi olmaya ters düşer. Kişi sevgiyi kazanırken kendi kimliğini kaybeder. O yüzden çok eleştirilen, yaptığı her davranış sorgulanan ve yanlış kabul edilen çocuklar bir süre sonra sahte kendilikte dolaşmaya ve uyumlanmaya başlarlar. Sahte kendilik ise kişiyi uzun vadede mutsuz, umutsuz bir yaşama yöneltir.
Çocukluktaki bu süreç yıllar içinde arkadaş, eş, iş seçiminde de etkili olacaktır. Bir zincirin halkaları gibi, bir girdap gibi kişi bu sefer başka kişilere uyumlanmaya ve kendinden vazgeçmeye başlar. Bu karşındakini mutlu etmek ve sevgiyi kaybetmemek için öğrendiği yoldur. Oysa olması gereken kendin olmaktır. Hatalarınla, eksiklerinle, düşüncesizliklerinle, çocuksuluklarınla, beceriksizliğinle kabul edilmektir. Çünkü kişiler ancak oldukları gibi kabul edildiklerinde ve değiştirilmek için uğraştırılmadıklarında gerçek kendiliği, gerçek mutluluğu, gerçek sevgiyi bulacaklardır.
Sizi siz olduğunuz için sevecek “bunu da neden böyle yaptın!” demeyecek sevenleriniz olması dileğiyle… Çocuklarınızı, arkadaşlarınızı, sevdiğinizi değiştiremeye çalışmadan sevin, gerçek kendilikleri ile çok daha güzeller…

 

İshak BÜYÜKYILDIRIM

Uzm. Klinik Psikolog/Psikoterapist

  • Yazıyı Beğendin mi?  1
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Benzer Yazılar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorumu yapmak için tıklayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*